PKK sınır karakoluna saldırdı: 1 asker şehit
‘Rakibim Baykal’
1,1 Milyon Çiçekli Festival
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Tütüncü hayır demedi

Tütüncü hayır demedi
Antalya’nın merkez ilçelerinden Kepez ve Muratpaşa nüfus açısından başa baş durumdalar. Her birinde yaklaşık 400 bin kişi yaşıyor. Muratpaşa eski Antalya’yı da kapsayan kıyı bölgesinde. Konyaaltı da öyle… Bunların aksine Kepez kıyı gerisinde, dar gelirlilerin daha yoğun yaşadığı, gecekonduların ağırlıkta olduğu, kentin “varoş”u olarak bilinen bir ilçe.
23.07.2011 / 22:22
Türkiye’de, bu kadar geniş ve büyük nüfusa sahip olmasına karşılık, 29 yaşında seçilmiş bir Belediye Başkanı tarafından yönetilen başka yer yok. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü bu durumun farkında ve aslında bunu bir avantaj olarak görüyor. Hemen her gün çok geç saatlere kadar çalıştığını, bazen bu çalışmanın gecenin saat 3’üne kadar sürdüğünü ifade ediyor.
                                    
Gün Haber Sitesi Muhabirinin,“Kepez’de önceki başkanlar da elbette çok hizmet vermeye çalıştılar. Ancak siz 28 ayda bölgede ciddi bir kabuk değişimini dile getiriyorsunuz.. Kepez’de değişen nedir?” şeklindeki sorusuyla başlayan söyleşide, Tütüncü eski başkanları şükranla anıyor ve “samimiyetle ortaya bir şeyler koydular” diyor. Bunun bir bayrak yarışı olduğunu ısrarla vurguladıktan sonra daha önceki hizmetlere ek olarak iki yıldır atılan yeni adımların sonuç vermeye başladığını söylüyor. Başkan Tütüncü, bu arada yaptıkları çalışmaları heyecanla sıralıyor. İlçe içinde yaklaşık 200 kilometre yol yapıldığından başlayarak, meydanlardan, parklardan, caddelerden, yeni sosyal ve kültür merkezlerinden, hem devletin hem özel sektörün yatırımlarından, yeni ticari ve yaşam alanlarından ve daha birçok faaliyetten söz ediyor arka arkaya…
 
Antalya’da tersine nüfus hareketi başladı
 
Kepez hep aşağıya doğru nüfus gönderirdi; gündüz çalışmak, akşam da gerekirse eğlenmek üzere insanlar kıyıya doğru inerdi. Bu ne zaman değişmeye başlayacak?
 
Bu değişim başladı aslında. Gerçekten de Kepez uyunmak üzere gelinen varoş bir bölge olarak algılanıyordu. Ama artık tersine bir akış, yani aşağıdan yukarıya doğru nüfus hareketi başladı.
 
Tecrübe her zaman yaşla orantılı değil
 
Seçime girdiğinizde partinizin şöyle bir sloganı vardı: “Kepez’e taze kan”.   Ama bazıları da “Daha çok genç; Kepez gibi koca bir yerin altından kalkabilecek mi acaba?” diye kuşkuyla yaklaşmıştı. Siz bugün hangi görüşü daha gerçekçi buluyorsunuz?
 
 
“Bizim bölgemiz Antalya’nın en problemli bölgesi… Gerek mülkiyet hukuku bakımından gerekse şehirleşmesini yeni yeni yapmakta olan bir ilçe olması, gerekse yılların biriktirdiği sorunların getirdiği cendere bakımından.. Elbette burada belediyecilik yapmak, burada yöneticilik yapmak çok ciddi bir tecrübe istiyordu. Burada işleri gürültüsüz patırtısız götürmek bakımından insanlar genel itibariyle tecrübeli bir belediye başkanı istiyorlardı. Ama aslında bizdeki temel yanılgı şu: İnsanların tecrübelerini hep yaşla doğru orantılarlar. Bir insanın yaşı ne kadar büyükse tecrübelerinin de o kadar büyük olacağına inanırlar. Bu, yerine göre doğrudur belki ama yaşı genç insanların da yaptıkları görevler, geçtikleri yerler açısından büyük tecrübe kazanmış oldukları sonucuna da varabiliriz. Ben seçildiğim zaman 29 yaşındaydım. Ama o zamana kadar Türkiye’de çok az kişiye nasip olacak üst düzey siyasi görevlerde bulundum. Türkiye’nin ve dünyanın nasıl idare edilmekte olduğunu gördüm. Birçok belediyenin nasıl bir çalışma içerisinde olduğunu yakından izleme imkânı buldum. 22 ülkeye gidip oralarda yerel yönetimlerle ilgili çalışmada bulundum. Bunlar benim için çok ciddi kazanımlardı.
 
Büyükşehir’e aday olabilir mi?
 
Sizin sloganınız: “Kepez Benim Her Şeyim”.  Bu sahiplenme cümlesi sonuna kadar sürecek mi, yoksa Hakan Tütüncü kendisi için başka bir gelecek mi kuruyor?
 
 
İlkokulu Kepez’de okudum. Orta ve liseyi okurken de Kepez’de oturuyorduk. Çocukluğumdan beri Kepez’le birlikte var oldum. Şehrin problemlerini çözmenin peşindeyiz. Her gün uzun süre, geç saatlere kadar çalışıyoruz. Her an halkla iç içeyiz. Arkadaşlarımızla bazen gece saat 2 veya 3’e kadar çalışıyoruz. Kentin herhangi bir problemini çözmek bizi son derece mutlu ediyor. Aslında halkımıza da aynı sloganı söyletmek istiyoruz. Herkes kentine sahip çıkmalı, kentlilik bilinci kazanmalı. Bu görevden sonra nerede olacağımı bilemem, bunu hiç düşünmem de… Burada daha çok işimiz var. Ne zaman ki halk bizi istemezse, sevimsiz hale gelirsek o zaman halkın sandıktaki kararıyla tabii ki görev sona erer. Ben bu işleri kader-kısmet olarak görürüm. Bugüne kadar kendim herhangi bir görevi istemedim, hiçbir yere kendim aday olmadım. Fakat görev bir şekilde gelip beni buldu. Hayatta tek hedefim oldu hep: Bulunduğum pozisyonda rolümü en iyi şekilde oynayabilmek…
 
Kabul ama ayıp değil ki başka görevlere talip olmak. Mesela, Antalya’da  gelecekte Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak gibi bir hedefiniz niçin olmasın?
 
 
İnsanların hayatta hedeflerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Ama hedefler hiçbir zaman beklenti olmamalı. Beklentiyi hedef yerine koymamalıyız. Bunları birbirine karıştırmamalıyız. Benim beklentim yok. Samimiyetle söylüyorum: Tek bir hedefim var; halkımızın güvenine mazhar olmak ya da bizi seçenlerin güvenine mazhar olmak.
 
Antalya’nın bakanı Başbakandır
 
Antalya büyük bir il; hem nüfus hem de ekonomik hareketlilik yönünden… Böyle bir yerden BAKAN çıkmaz mı, diyor çoğu kimse. Siz de üzüldünüz mü?
 
Antalya’dan partimiz adına seçilen milletvekillerimizin hepsi de bakanlık yapacak nitelikte ve yetenektedir elbette. Hepsi de bakanlığa yakışır. İnşallah günün birinde onların bakan olmasını ben gönlümden geçiririm. Ama her ile bir bakan verebilecek kadar bakanlık sayısı yok. Bana göre önemli olan hizmetin Antalya’ya gelmesidir. İktidarımız sırasında Antalya’nın bakanı yoktu ama neyi eksik kaldı. Sayın Başbakanımızın çok büyük bir ilgisi oldu. Şu anda Antalya’nın bakanı var. Başbakanımız Antalya’nın bakanıdır bana göre. Daha önce olduğu gibi, şu anda da öyle. Antalya’ya olan ilgisini hâlâ sürdürmekte. Ve çok ciddi hizmet atakları için değerlendirmelerini yapmakta.
 
Birçok büyük kentte görüldüğü üzere, Büyükşehir belediyeleriyle alt belediyeler arasında çoğu zaman anlaşmazlıklar, çatışmalar oluyor. Sizin, Başkan Akaydın’la böyle önemli bir sürtüşmeniz yok galiba, en azından duyulmadı. İlişkiniz gayet iyi görünüyor.
 
 
Doğru bir algılama. Bu bizim siyasete bakışımızla doğrudan alakalı bir şey. Siyasette hep olumlu cümleler kurmak istiyoruz. Halkımız da bunu bekliyor, siyasette kavgayı hoş görmüyor. Seçilmiş olanlardan beklediği de, “devletin bütün kurum ve organlarıyla el ele vermek suretiyle bizim için hizmet üret” diyor bu halk. Akaydın Hoca’yla ilişkimiz sevgi ve saygı içindedir. Ama bu bir etki-tepki meselesidir. Siz nasıl davranırsanız, karşıdaki de benzerini yapar.
 
 
Erdoğan- Akaydın ilişkisi
 
Sayın Başbakan Antalya Büyükşehir’e hâlâ soğuk mu? Hem Başbakan’a hem de Akaydın’a, adeta abi-kardeş ilişkisi gibi yakınlık kurmuş biri diye biliniyorsunuz. Bu soğukluğu ortadan kaldırmada rolünüz olamaz mı? Bir arabulucuk yapmayı düşünür müsünüz?
 
 
E tabi, bunlar siyasette güzel olan şeyler.. Olması gereken tavır ve yaklaşımlardır. Tabi her şeyden önce Sayın Başbakanımız Antalya’ya gelirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı sıfatıyla geliyor. Gönül arzu eder ki Büyükşehir Belediye Başkanı da onu karşılayanlar arasında olsun. Bunu gönlüm sizin kadar arzu ediyor.
Sayın Başbakanın hayatta en çok kıymet verdiği şey millet iradesidir. Dolayısıyla Sayın Akaydın’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olması karşısında herhangi bir farklı tutum içerisinde olması ya da halkın bu iradesinden hoşnutsuz olması söz konusu değildir. Antalya’ya asla küs değildir. Bütün ilgisi yine Antalya’nın gelişmesi üzerinde. Bunu bizzat ortak çalışmalardan biliyorum. Eğer talep edilirse, Sayın Akaydın böyle bir talepte bulunursa ben seve seve elimden geleni yaparım.

   
Etiketler:
Bu haber toplam 619 defa okundu.
Sizde Yorum Yazın


YORUMLAR(4)
YAZARLAR