Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası, Dünya İnşaat Mühendisleri Konseyi (WCCE) ve Avrupa İnşaat Mühendisleri Konseyi (ECCE) tarafından düzenlenen ''Kültürel Mirasın Depremden Korunması Konferansı'' Antalya'nın Serik İlçesi’nin Belek Beldesi’nde bir otelde başladı. Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de yaşanan afetlerde binlerce yıllık kültür miraslarının bir bir yok olduğunun dile getirildiği konferansın konuşmacılarından biri de Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın’dı. Son bin yıllık tarihinde Antalya'daki 100'ün üzerinde antik kentin toprak altında kaldığına ve bunun en önemli faktörünün depremler olduğuna dikkat çeken Akaydın, Türkiye’de yaşanan depremlerin ardından ''nutuklar atıldığını'', müteahhitlerin suçlandığını ancak depremlerin unutulduğunu belirtti. Başkan Akaydın, ''Yani bu acılar, acıları yaşayan insanların ocağında kalacak. Bu acının unutulacağından korkuyorum'' dedi.
HANGİ BÜTÇEYLE YIKILACAK ?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Van depreminin ardından çürük binaların yıkılacağına yönelik sözlerini hatırlatan Akaydın, ''Sayın Başbakanımız 'ruhsatsız kaçak binaların hepsini yıktıracağız' dedi. Ne şekilde yıktıracak çok merak ediyorum. Benim şöyle kabaca bir hesabıma göre Türkiye'nin yıllık bütçesini üçle çarparsanız belki ancak bunları karşılayabilirsiniz. Hangi bütçeyle bunları karşılayacaksınız. Bir de samimiyetinize nasıl inanalım. Yıllar önce kendisinin oturduğu binanın kaçak olduğu söylendiğinde 'ne yapayım, İstanbul'daki binaların yarısı zaten kaçaktır' diyen bir pişkin Başbakanımız var. Şimdi 'hadi buyur kendi evini de yık' denildiğinde yıkabilecek mi bu değerli Başbakanımız. Tabii bunların hepsi sorgulanması gereken şeyler. Böyle rant ekonomisinin yüzsüzce kullanıldığı bir ülkede bilimsel ortamlarda ne kadar konuşursak konuşalım bilimin sesini duymayı gerektiren siyasetçiler olduğu sürece ve maalesef bu siyasetçiler de bu sesi hiç duymadığı sürece bu acıları, ızdırapları her zaman yaşarız, 'ölenlere Tanrı'dan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyoruz' deriz” diye konuştu.
HALKIN ACILARI GÖRMEZDEN GELİNDİ
Konferansta İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Serdar Harp, bugüne kadar ayakta kalmayı başarabilmiş yapılar için yıkıcı tehditlerin hala varlığını sürdürdüğünü belirtti ve ''İktidarın bir deprem ülkesinde yaşıyor oluşumuzun gereklerine uygun adımlar atmamasının, gerekli önlemleri almamasının, uyarı ve önerilerimize kulak tıkamasının bedelini yüzlerce insanımız canlarıyla ödedi'' dedi. Deprem sonrası TMMOB heyeti olarak bölgede yaptıkları incelemelerde Van'da afet yönetiminin ve deprem sonrası acil eylem planının olmadığını, büyük bir karmaşanın hakim olduğunu gördüklerini ifade eden Harp şöyle devam etti: ''Ülkenin dört bir yanından, aralarında odamız ve birliğimizin de bulunduğu dayanışma kervanları bölgeye sevk edildi. Ancak ne yazık ki organizasyon eksikliği nedeniyle depremden zarar gören halkın ihtiyaçları zamanında ve yeterli düzeyde sağlanamadı. Halkın acılarını görmezden gelenlerin ikiyüzlülüğü bu kez de Van'da ortaya çıktı. Deprem gerçeği karşısında şimdiye kadar iktidara gelenler gereken önlemleri almamış, bilimi bir kenara itmiş, kısa vadeli kazançlar doğrultusunda hareket etmişlerdir. Ülkemiz artık yara sarmakla sınırlı bir yaklaşım yerine önleyen, zararı en aza indirgeyen, insan hayatını korumayı hedefleyen, insanın sağlıklı yaşamasını asli amaç haline getiren, odağında insan olan bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır. Doğa olaylarının doğal afetlere dönüşmesi kader değildir.''
''TALANLARA SESSİZ KALDIK''
Anadolu'nun büyük medeniyetlere ev sahipliği yaptığını ve büyük bir kültürel mirasa sahip olduğunu kaydeden Harp, şöyle konuştu:''Ne yazık ki Anadolu'nun kadim topraklarında yaşamış uygarlıkların kültürümüzdeki ve tarihimizdeki yerini yeni kuşaklara aktaramadık. Tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkamadık, talanlara ve yıkımlara sessiz kaldık. Üzülerek söylemeliyim ki bu durum tarihi ve kültürel mirasımızın derinliği ve zenginliğiyle taban tabana zıt kültürel bir çarpıklığı yarattı. Bugün yıkılması gereken işte bu anlayıştır. Ancak bu anlayış yok edildikten sonra iradi süreçlerimizin dışında kalan doğa olaylarının tarihi ve kültürel mirasımız üzerindeki bozucu ve yıkıcı etkisiyle uğraşabiliriz. Günümüze değin ayakta kalmayı başarabilmiş yapılarımız için yıkıcı tehditler hala varlığını sürdürmektedir. Bu tehditleri bertaraf etmenin yolu, bilimin ve tekniğin ışığından daha fazla yararlanmaktan geçmektedir.''Harp, tarihi yapıların onarım, güçlendirme ve restorasyonunda inşaat mühendislerinden yararlanılması gerektiğini ifade etti.
''3 BİN YILDIR AYAKTA OLAN ESERLERİ GEZİYORUZ''
Dünya İnşaat Mühendisleri Konseyi Başkanı Emilio Colon da Anadolu topraklarının çok güçlü bir kültürel mirasa sahip olduğunu, bu eserlerin korunması açısından önemli adımlar atıldığını gördüklerini bildirdi. Tarihi yapıların doğal güçler ve altyapıdaki bazı sıkıntılar nedeniyle de zarar görebileceğini belirten Colon, ''Bu eserleri ayakta tutmayı başarabilmeliyiz. Gelecek nesle bunları sunarak onların tarihini bilmesini, anlamasını sağlamalıyız. Geçmişten aldığımız derslerle gelecek adımlarımızı atacağız'' dedi. Doğal afetlerin kısa sürede unutulduğunu kaydeden Colon, inşaat mühendislerinin halkın can güvenliğini koruyacak yapılar inşa etmesi gerektiğini söyledi.Colon, Antalya'daki tarihi yapıları görme fırsatı bulduğunu belirterek, ''3 bin yıldır hala ayakta olan eserleri geziyoruz. En azından bu kadar uzun süren yapıları ileride de devam ettirmeli, ayakta tutmaya çalışmalıyız. Daha iyi yapısallaştırılmış ortamlar ve eserler oluşturmalıyız'' diye konuştu.Avrupa İnşaat Mühendisleri Konseyi Başkanı Gorazd Humar ise kültürel mirası zengin olan Türkiye'nin aynı zamanda bir deprem ülkesi olduğunu dikkati çekerek, Antalya'daki tarihi mirası gördüklerini ve çok etkilendiklerini ifade etti.Humar, Mostar Köprüsü'nden çok etkilendiğini söyleyerek, ''Mostar Köprüsü Orta Çağ Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden. 1566'da Mimar Sinan'ın öğrencisi tarafından inşa edildi. Maalesef savaşta bu köprü zarar gördü. Bu köprü deprem nedeniyle hasar görmedi, bu köprü insanlardan ötürü zarar gördü'' dedi. 'Kültür ve Turizm Bakanlığı Rölöve ve Anıtlar Müdürü Serhat Akçan da Anadolu topraklarının birçok uygarlığın, medeniyetin beşiği olduğunu, bu kültürel mirasın korunması gerektiğini kaydetti. Akçan, kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara ulaştırılması görevinin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile diğer ilgili kurumlara verildiğini belirterek, bu mirasın korunmasında mühendisliğin de önemli olduğunu ifade etti.