Deyimlerimize bile girmiÅŸtir; “Evlat acısı gibi koydu..” deriz yaÅŸadığımız hüzünler karşısında… En büyük acıdır, baÅŸka hiçbir kayıpla eÅŸleÅŸtirilemeyecek kadar büyük… ‘Allah kimseye yaÅŸatmasın’ deriz kulağımıza geldiÄŸinde… İşte dün bu acıyı yaÅŸayan bir baba, bir anne vardı MuratpaÅŸa Camii’nde… Antalya’da birçok alışveriÅŸ merkezindeki sinemaları nedeniyle ‘Sinemacılar Kralı’ diye tanınan Åžener Akıncılar ve adı gibi melek yüzlü eÅŸi Melek Akıncılar, güzeller güzeli, biricik kızları Dilek Akıncılar’ı son yolculuÄŸuna uÄŸurlamak için gelmiÅŸlerdi.
Bir dönemler Antalya’da mankenlik yapan, ardından kurduÄŸu ajansla Antalya podyumlarına yeni mankenler kazandıran Dilek Akıncılar, önceki gün geçirdiÄŸi beyin kanaması nedeniyle yaÅŸama gözlerini yummuÅŸtu… Hiç akıllarına getirmemiÅŸlerdi belki, hiç yakıştıramamışlardı.. Hastaydı, böbrek yetmezliÄŸi vardı, Melek anne böbreÄŸinin birini gözünü kırpmadan vermiÅŸti, o saÄŸlık bulsun, canına can olsun diye… Böbrek uyum saÄŸlasın diye kullandığı ilaçlar akciÄŸer yetmezliÄŸine yol açmıştı ama olsun, sonuçta yaşıyordu, yaÅŸayacaktı. Avusturya'nın baÅŸkenti Viyana'da yapılması planlanan akciÄŸer nakli için uygun organı bekliyordu. Ne anne, ne baba aklının ucundan bile geçirmiyordu ölümü…
Ama olmadı, deÄŸil telaffuz etmek, akıllarından bile geçirmeye korktukları acı gerçekle sonunda yüzleÅŸmek zorunda kaldılar. Henüz 38 yaşındaydı Dilek. Daha yapacak çok ÅŸeyi vardı ama ecel izin vermedi.. Yüzüne bakmaya kıyamadıkları yavruları bir tüy gibi kayıp gitti ellerinden… Yüreklerinde asla kapanmayacak koca bir delik bırakarak… Kimse teselli edemedi, edemez de. Kolay mı, evlat acısı bu, acıların en büyüÄŸü.. Bıraktı ellerini yavrucakları bir daha tutmamacasına. Ve bir daha bakmamacasına çevirdi yüzünü babasına, annesine. Son gülümsemesini sundu ve gitti. HoÅŸçakal babacığım, hoÅŸça kal anneciÄŸim der gibi bakarak…