Şeffaflık
Siyaset, hile- hurda, zengin olma zemini halinde algılanır oldu.
Sadece algılama değil, her tür entrikanın o sahnede döndüğü icraatlarla görüldü.
İnsanların algılaması değişince, şimdi siyasete giren dürüst insanlar bu yapılarını ortaya koymak durumuyla karşı karşıya kaldığını hissediyor.
Dünkü Büyükşehir Meclisi’nde gündem maddelerinden biri de Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın 80 milyon lira borçlanma yetkisi talebiydi.
Hoca, “İller Bankası ve bankalardan 80 milyon lira borç alma yetkisi istiyorum” dedi.
Ak Parti grup sözcüsü Murtaza Tamyürek, 80 milyon lirayı ne için istediğini sordu.
Hoca da başta 10 yıldır süre gelen işçi alacaklarını ödeyeceğini söyledi.
Tamyürek, “İşçi alacaklarını kılıf yapmaması” uyarısında bulundu. Yatırım yapıp yapmayacağını sordu.
Akaydın Hoca söze, “Ben şeffaf bir yönetim sergiliyorum, hilem hurdam yoktur, ben demokrat bir yönetim ortaya koyuyorum” diye söze başladı.
400 milyon liradan fazla önceki dönemlerin borcunu ödediğini anlattı.
Yaptığı yatırımları isim isim sıraladı.
Tamyürek, bazı yatırımların Ak Partili Menderes Türel döneminde başlatıldığını itiraz olarak söyledi. Hoca doğruladı ancak kendisinin tamamladığını dile getirdi.
Altgeçit yapılıp yapılmayacağına da, “Sizin döneminizde yapılan altgeçitler yanlıştı, şimdi mecburen devam edeceğiz” dedi ve Sağlık Müdürlüğü kavşağına kısa sürede altgeçit yapılmasını planladıklarını anlattı. Yap işlet devret formülüyle yapılanları sıralamaya koyma gereği bile duymadığını söyledi.
İtiraz yok
O makamdan bugüne kadar kimse “Ben dürüstüm” deme gereği duymamıştı. Belki de “Korkusundan” söyleyememişti.
Öyle ya sahtekar bir insan ben dürüstüm diyebilir mi?
Ya birileri çıkarda sen sahtekarsın derse ne olacak?
Bakmayın siz bazıları, hamuduyla malı götürdüğü halde dürüstlük cagası satar.
Ama meclislerde değil.
Kapalı kapı arkasında.
Neden?
Karşısında anında cevap verecek kimse olmadığı için.
Meclislerde öyle midir!
Sen dürüst değilsen, kürsüden de “Ben çok dürüstüm, hile hurda bilmem” dediğinde seninle eşit güçte olan meclis üyelerinden biri ayağa kalkıp, “Sen sahtekarsın, şuna şu kadar verdin, buna şu imtiyazı sağladın” derse bu sözlerin geri dönüşü olabilir mi?
Akaydın da kendine bu konuda güvenerek konuştu.
Zaten karşı çıkan, yalanlayan veya sen hile hurdacısın diyen de olmadı.
Siyasette toplum içinde hilesiz hurdasız olduğunu söyleyebilmek önemlidir.
Akaydın bu cesareti kendinde dün buldu.
Güvenerek, “Bende hile hurda yoktur, şeffaf ve demokratik bir yönetim anlayışı taşırım” diyebildi.
Ne Ak Partililerden, ne de MHP’lilerden, “Sen yalan söylüyorsun” diyen olmadı.
Bilmiyorum, benim dikkatimi çekti.
Biraz da toplumun özlem duymaya başladığı nokta olduğu için köşeme aldım.
Toplumun büyük bölümü, siyasette hile hurda olduğu kanaatinde, siyasetin kazanç basamağı olarak kullanıldığı inancında.
Böylesi bir dönemde Büyükşehir Belediyesi gibi yarım milyar bütçesi olan bir makamda oturan, bir çok ihale yapan bir başkan “Bende hile hurda yoktur” diyebiliyor ve kimse de itiraz edemiyorsa, sizce de tüyü bitmedik yetimlerin geleceğini birilerine peşkeş çeken veya kendi çıkarı doğrultusunda yönlendirenlerin bolca olduğu günümüzde köşeye almaya değmez mi?