Adı Şafak Pavey.
Halen CHP İstanbul milletvekili.
Anatomik olarak insan kabul edilen, ancak, beynini sümüklü mendilinde, vicdan ve onur genleriniyse hacmi geniş işkembesinde taşıdığı anlaşılan bir yaratıkça; “hem özürlü hem CHP'li” hakaretine maruz bırakılmış.
Etraf yazdıkça çirkinleşen insanlardan geçilmiyor.
Bu adamcağız özelinde daha fazla şeyler yazmak istemem.
Kime ne kadar ne yetiştireceksin ki.
İstemem ancak; yazdıklarının çoğunda, başta Atatürk ve CHP olmak üzere, ulusal değerlere bu denli kin beslemesi, yazdıkça kaleminden -kuduz köpek misali- köpük akıtmasının nedeni nedir diye merak etmeden de geçemiyor insan.
Neyse…
Psikopatolojik vakalar bizim işimiz değil.
***
Sevgili okurlar, tabiatta canlıların üremesi başlı başına bir mucizedir.
Örneğin penguenler: Ana-baba penguen, nasıl da nöbetleşe muhafaza ederler müstakbel yavrularının çıkacağı yumurtayı.
Uzakdoğu’da bir yerde henüz üç-beş gün önce görüntülendi köpekbalığının doğumu. Ne ilginçti değil mi?
Ya bitkiler.
Tohum, toprak, filiz, fidan…
Bazen yetmiyor işte, yetmiyor.
Mesela ardıç ağacı: 7 Ocak tarihli yazımda da belirttiğim gibi, üremesi sadece kendi tohumlarıyla mümkün değil. Öncelikle karatavuk adlı bir kuş yere dökülen tohumları yiyecek, sindirim sisteminde kabuklar açılacak ve sonuçta dışkısını toprağa bırakacak…
Yani sevgili okur;
Ardıç kolay yetişmiyor,
Çaresiz; Karatavuk def-i hacet e-de-cek.
AZİZ YILDIRIM NE DEMEK İSTEDİ?
Kirve, sıkı sıkıya kavramış çocuğu. Sünnetçinin elinde ustura; hınzırca sırıtıyor.
Sabicik korkmuş ağlıyor.
Polis amcası var çocuğun, savcı amcası da…
Polis amcası savcı amcasının kulağına bir şeyler fısıldıyor.
Savcı amca parmağını yukarıyı işaretle kaldırıyor: “Bak sarı kanarya” diyor, “Bak yukarıda”.
Cırt…
E tabi ne sarı kanarya var ortalıkta ne başka bir kuş.
***
“Ne şikesi… Memleket elden gidiyor…”
Bu sözü şike davasının ilk oturumunda gazetecilere hitaben söyledi Aziz Yıldırım.
Sahi, Aziz Yıldırım ne söylemek istemiş olabilir?